(عبد المطلب وحناطة وخويلد بين يدي أبرهة) :
Abdulmuttalib, Hınata ve Huveylid'in Ebrehe'nin huzurunda bulunması
قال: وكان عبد المطلب أوسم الناس وأجملهم وأعظمهم، فلما رآه أبرهة أجله
وأعظمه وأكرمه عن أن يجلسه تحته، وكره أن تراه الحبشة يجلس معه على سرير
ملكه، فنزل أبرهة عن سريره، فجلس على بساطه، وأجلسه معه عليه إلى جنبه، ثم
قال لترجمانه: قل له: حاجتك؟ فقال له ذلك الترجمان، فقال: حاجتي أن يرد علي
الملك مائتي بعير أصابها لي، فلما قال له ذلك، قال أبرهة لترجمانه:
قل له: قد كنت أعجبتني حين رأيتك، ثم قد زهدت فيك حين كلمتني، أتكلمني في
مائتي بعير أصبتها لك، وتترك بيتا هو دينك ودين آبائك قد جئت لهدمه، لا
تكلمني فيه! قال له عبد المطلب: إني أنا رب الإبل، وإن للبيت ربا سيمنعه،
قال: ما كان ليمتنع مني، قال: أنت وذاك.
وكان فيما يزعم بعض أهل العلم، قد ذهب مع عبد المطلب إلى أبرهة، حين بعث
إليه حناطة، يعمر بن نفاثة بن عدي بن الدئل بن بكر بن مناة بن كنانة،
وهو يومئذ سيد بني بكر، وخويلد بن واثلة الهذلي، وهو يومئذ سيد هذيل،
فعرضوا على أبرهة ثلث أموال تهامة، على أن يرجع عنهم ولا يهدم البيت فأبى
عليهم. والله أعلم أكان ذلك أم لا. فرد أبرهة على عبد المطلب الإبل التي
أصاب له.
Türkçe Tercüme
Abdulmuttalib insanların en yakışıklısı, en güzeli ve en heybetlisiydi. Ebrehe onu görünce ona saygı gösterdi ve onurlandırdı; kendisini tahtının altında oturtmaktan çekindi ve Habeşlilerin onu kendi mülk tahtında yanında oturuyor görmesinden hoşlanmadı. Bunun üzerine Ebrehe tahtından indi, kendi yaygısına oturdu ve Abdulmuttalib'i de yanına, kendi yanına oturttu. Sonra tercümanına dedi ki: "Ona söyle, ihtiyacın nedir?" Tercüman ona bunu söyledi. Abdulmuttalib dedi ki: "İhtiyacım, kralın benim olan iki yüz devemi bana geri vermesidir; bunları benden almış."
Bunu söyleyince Ebrehe tercümanına dedi ki: "Ona söyle, seni görünce hoşuma gitmiştin, fakat benimle konuşunca sende bir küçüklük gördüm. Sana ait iki yüz deve hakkında benimle konuşuyorsun da, senin ve atalarının dini olan, yıkmak için geldiğim şu Beyt (Kâbe) hakkında hiç konuşmuyorsun!" Abdulmuttalib ona dedi ki: "Ben develerin sahibiyim; Beyt'in de bir Rabbi vardır, O onu koruyacaktır." Ebrehe dedi ki: "O benden onu koruyamaz." Abdulmuttalib dedi ki: "Sen ve o, aranızda."
Bazı ilim ehlinin iddiasına göre, Ebrehe Hanâta'yı gönderdiğinde Abdulmuttalib ile birlikte Ebrehe'ye giden başkaları da vardı: Ya'mer b. Nufâse b. Adiy b. ed-Dîl b. Bekr b. Mânâe b. Kinâne -ki o zaman Benî Bekr'in efendisiydi- ve Huveylid b. Vâsile el-Huzelî -ki o zaman Huzeyl'in efendisiydi. Bunlar Ebrehe'ye Tihâme mallarının üçte birini teklif ettiler, onlardan geri dönmesi ve Beyt'i yıkmaması karşılığında; fakat o bunu kabul etmedi. Allah en iyi bilir, bu gerçekten olmuş mudur, olmamış mıdır. Sonuçta Ebrehe, Abdulmuttalib'in elinden aldığı develeri kendisine geri verdi.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.