(قفول رسول الله من بدر) :
(Resulullah'ın Bedir'den dönüşü):
ثم أقبل رسول الله صلى الله عليه وسلم قافلا إلى المدينة، ومعه الأسارى
من المشركين، وفيهم عقبة بن أبي معيط، والنضر بن الحارث، واحتمل رسول الله
صلى الله عليه وسلم معه النفل الذي أصيب من المشركين، وجعل على النفل عبد
الله بن كعب بن عمرو بن عوف بن مبذول بن عمرو بن غنم بن مازن بن النجار،
فقال راجز من المسلمين- قال ابن هشام: يقال: إنه عدي بن أبي الزغباء:
أقم لها صدورها يا بسبس ... ليس بذي الطلح لها معرس
ولا بصحراء غمير محبس ... إن مطايا القوم لا تخيس
فحملها على الطريق أكيس ... قد نصر الله وفر الأخنس
ثم أقبل رسول الله صلى الله عليه وسلم- حتى إذا خرج من مضيق الصفراء نزل
على كثيب بين المضيق وبين النازية- يقال له: سير- إلى سرحة به.
فقسم هنالك النفل الذي أفاء الله على المسلمين من المشركين على السواء،
ثم ارتحل رسول الله صلى الله عليه وسلم، حتى إذا كان بالروحاء لقيه
المسلمون يهنئونه بما فتح الله عليه ومن معه من المسلمين، فقال لهم سلمة بن
سلامة- كما حدثني عاصم بن عمر بن قتادة، ويزيد بن رومان-: ما الذي تهنئوننا
به؟ فو الله إن لقينا
إلا عجائز صلعا كالبدن المعقلة، فنحرناها، فتبسم رسول الله صلى الله عليه
وسلم ثم قال: أي ابن أخي، أولئك الملأ. قال ابن هشام: الملأ: الأشراف
والرؤساء.
Türkçe Tercüme
(Resulullah'ın Bedir'den Dönüşü):
Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine'ye dönmek üzere yola çıktı; yanında müşriklerden esirler vardı, aralarında Ukbe bin Ebî Muayt ve Nadr bin Hâris de bulunuyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem müşriklerden ele geçirilen ganimeti de beraberinde götürdü ve ganimetin başına Abdullah bin Kâ'b bin Amr bin Avf bin Mebzûl bin Amr bin Ganm bin Mâzin bin Neccâr'ı tayin etti.
Bunun üzerine Müslümanlardan bir recez şairi -İbn Hişam der ki: Onun Adiy bin Ebi'z-Zağbâ olduğu söylenir- şöyle dedi:
"Onun (devenin) önünü doğrult ey Besbes, onun konaklama yeri ne Zültalh'tadır ne de Gamîr çölünde bir durak yeri vardır. Kavmin bineklerinin yorulmaması gerekir, onları yolda en akıllı şekilde götür. Allah yardım etti ve Ahnes kaçtı."
Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yoluna devam etti, Safra boğazından çıkınca boğaz ile Nâziye arasında Seyr denilen bir tepe üzerinde, orada bulunan bir ağacın yanına indi. Orada Allah'ın Müslümanlara müşriklerden ganimet olarak verdiği malı eşit olarak paylaştırdı.
Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yola devam etti, Ravhâ'ya vardığında Müslümanlar onu ve beraberindeki Müslümanları Allah'ın kendilerine açtığı fetihten dolayı tebrik etmek üzere karşıladılar. Bunun üzerine Seleme bin Selâme -bana Âsım bin Ömer bin Katâde ve Yezîd bin Rûmân'ın anlattığına göre- onlara şöyle dedi: "Bizi ne konusunda tebrik ediyorsunuz? Vallahi biz, bağlanmış deve gibi kel kafalı ihtiyarlardan başkasıyla karşılaşmadık, onları da boğazladık." Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gülümsedi ve şöyle dedi: "Ey kardeşimin oğlu, işte onlar (Kureyş'in) ileri gelenleriydi." İbn Hişam der ki: "Melâ" ifadesi, ileri gelenler ve reisler demektir.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.