(شعر مكرز في قتله عامرا) :
Mikrez'in Âmir'i öldürmesi hakkındaki şiiri
وقال مكرز بن حفص في قتله عامرا:
لما رأيت أنه هو عامر ... تذكرت أشلاء الحبيب الملحب
وقلت لنفسي: إنه هو عامر ... فلا ترهبيه، وانظري أي مركب
وأيقنت أني إن أجلله ضربة ... متى ما أصبه بالفرافر يعطب
خفضت له جأشي وألقيت كلكلي ... على بطل شاكي السلاح مجرب
ولم أك لما التف روعي وروعه ... عصارة هجن من نساء ولا أب
حللت به وتري ولم أنس ذحله ... إذا ما تناسى ذحله كل عيهب
(قال ابن هشام: الفرافر (في غير هذا الموضع) : الرجل الأضبط، «وفي هذا
الموضع» : السيف) ، والعيهب: الذي لا عقل له، ويقال لتيس الظباء وفحل
النعام: العيهب. (قال الخليل: العيهب: الرجل الضعيف عن إدراك وتره) .
Türkçe Tercüme
Mekriz'in Âmir'i öldürmesi hakkındaki şiiri:
Mekriz b. Hafs, Âmir'i öldürmesi münasebetiyle şöyle dedi:
"Onun Âmir olduğunu görünce, parçalanmış sevgilinin kalıntılarını hatırladım.
Kendi kendime dedim ki: İşte bu Âmir'dir, ondan korkma, hangi binekte olduğuna bak.
Ve yakinen bildim ki eğer ona bir darbe vurursam, onu Firâfir'le (kılıçla) vurduğum an helak olur.
Ona karşı yüreğimi sakinleştirdim ve göğsümü, silahı keskin, tecrübeli bir yiğidin üzerine bıraktım.
Korkusu ile benim korkum birbirine karıştığında, ben ne annelerden ne de babadan gelen melez bir döl değildim.
Onunla intikamımı aldım, kinimi unutmadım; oysa her akılsız (aciz kimse) kinini unutabilir."
(İbn Hişam der ki: "Firâfir" başka bir yerde "sıkı tutan/güçlü adam" anlamına gelir, ancak burada "kılıç" anlamındadır. "Ayheb" ise aklı olmayan kimse demektir; ayrıca yaban keçisi tekesine ve deve kuşu erkeğine de "ayheb" denir. Halil der ki: "Ayheb", kinini alacak gücü olmayan zayıf adam demektir.)
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.