KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(العباس يقصد أبا جهل لينال منه، فيصرفه عنه تحقق الرؤيا) :

(Abbas'ın Ebu Cehil'den hesap sormak istemesi, ancak rüyanın gerçekleşmesinin onu bundan alıkoyması)

قال: فغدوت في اليوم الثالث من رؤيا عاتكة، وأنا حديد مغضب أرى أني قد

فاتني منه أمر أحب أن أدركه منه. قال: فدخلت المسجد فرأيته، فو الله إني

لأمشي نحوه أتعرضه، ليعود لبعض ما قال فأقع به، وكان رجلا خفيفا، حديد

الوجه، حديد اللسان، حديد النظر. قال: إذ خرج نحو باب المسجد يشتد. قال:

فقلت في نفسي: ما له لعنه الله، أكل هذا فرق مني أن أشاتمه! قال: وإذا هو

قد سمع ما لم أسمع: صوت ضمضم بن عمرو الغفاري، وهو يصرخ ببطن الوادي واقفا

على بعيره، قد جدع بعيره ، وحول رحله، وشق قميصه، وهو يقول: يا معشر

قريش، اللطيمة اللطيمة، أموالكم مع أبي سفيان قد عرض لها محمد في

أصحابه، لا أرى أن تدركوها، الغوث الغوث.

قال: فشغلني عنه وشغله عني ما جاء من الأمر.

Türkçe Tercüme

İbn Abbas dedi ki: Atike'nin rüyasının üçüncü gününde, öfkeli ve hiddetli bir halde çıktım; ondan (Ebu Cehil'den) elde etmek istediğim bir şeyi kaçırmış gibi hissediyordum. Mescide girdim ve onu gördüm. Vallahi, söylediği sözlerin bir kısmını tekrarlasın da ona bir şey yapayım diye ona doğru yürüyor, onunla karşılaşmaya çalışıyordum. Kendisi hafif yapılı, yüzü keskin, dili keskin, bakışı keskin bir adamdı.

Derken mescidin kapısına doğru koşarak çıktı. Kendi kendime dedim ki: Allah onu kahretsin, ne oluyor buna, benimle çekişmekten bu kadar mı korktu!

Meğer o, benim duymadığım bir şeyi duymuştu: Damdam b. Amr el-Gıfârî'nin sesini. O, vadinin ortasında devesinin üzerinde durmuş bağırıyordu; devesinin kulaklarını kesmiş, semerini ters çevirmiş, gömleğini yırtmış, şöyle diyordu: "Ey Kureyş topluluğu! Kervan, kervan! Mallarınız Ebu Süfyan'la birlikteyken, Muhammed ashabıyla birlikte onların yolunu kesti. Yetişebileceğinizi sanmıyorum, yetişin, imdat, imdat!"

İbn Abbas dedi ki: Meydana gelen bu olay hem beni ondan, hem de onu benden alıkoydu.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.