(صاحبا ملحوب والرداع) :
(Melhub ve Riddâ'nın iki arkadaşı):
قال ابن إسحاق: قال لبيد بن ربيعة الكلابي:
وصاحب ملحوب فجعنا بيومه ... وعند الرداع بيت آخر كوثر
يقول: عظيم.
قال ابن هشام: وهذا البيت في قصيدة له. وصاحب ملحوب: عوف بن الأحوص بن
جعفر بن كلاب، مات بملحوب. وقوله: «
وعند الرداع بيت آخر كوثر
» : يعني شريح بن الأحوص بن جعفر بن كلاب ، مات بالرداع.
وكوثر: أراد: الكثير. ولفظه مشتق من لفظ الكثير. قال الكميت بن زيد يمدح
هشام بن عبد الملك بن مروان:
وأنت كثير يا بن مروان طيب ... وكان أبوك ابن العقائل كوثرا
وهذا البيت في قصيدة له. وقال أمية بن أبي عائذ الهذلي يصف حمار وحش:
يحامي الحقيق إذا ما احتدمن ... وحمحمن في كوثر كالجلال
يعني بالكوثر: الغبار الكثير، شبهه لكثرته عليه بالجلال. وهذا البيت في
قصيدة له.
Türkçe Tercüme
(Melhûb ve Rida sahipleri)
İbn İshak dedi ki: Lebîd b. Rebîa el-Kilâbî şöyle dedi:
"Melhûb sahibinin ölüm gününde yasa boğulduk, Rida'da da bir başka büyük (kevser) ev vardı."
"Kevser" ile büyük demek istiyor.
İbn Hişam dedi ki: Bu beyit onun bir kasidesindendir. Melhûb sahibi: Avf b. el-Ahvas b. Cafer b. Kilâb'dır, Melhûb'da vefat etmiştir. "Rida'da da bir başka büyük (kevser) ev vardı" sözüyle, Şurayh b. el-Ahvas b. Cafer b. Kilâb'ı kastediyor; o da Rida'da vefat etmiştir.
Kevser: Çokluk anlamına gelir. Lafzı "kesîr" (çok) lafzından türemiştir. Kümeyt b. Zeyd, Hişam b. Abdulmelik b. Mervan'ı methederken şöyle demiştir:
"Sen çoksun ey Mervan oğlu, hoşsun; baban da soylu kadınların oğlu olarak kevserdi (çoktu, üstündü)."
Bu beyit de onun bir kasidesindendir.
Ümeyye b. Ebî Âiz el-Huzelî ise yaban eşeğini vasfederken şöyle demiştir:
"Sıcaklıklar bastırınca çayırları korur, tozdan oluşan kevser (yoğun bulut) içinde kişner."
Burada "kevser" ile kastettiği yoğun tozdur; çokluğundan dolayı onu deve çullarına (yükünün büyüklüğüne) benzetmiştir. Bu beyit de onun bir kasidesindendir.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.