KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(أبي بن خلف وعقبة بن أبي معيط، وما أنزل الله فيهما) :

(Übey b. Halef ve Ukbe b. Ebî Muayt ve Allah'ın ikisi hakkında indirdiği ayetler)

وأبي بن خلف بن وهب بن حذافة بن جمح، وعقبة بن أبي معيط، وكانا متصافيين،

حسنا ما بينهما. فكان عقبة قد جلس إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم وسمع

منه، فبلغ ذلك أبيا، فأتى عقبة فقال (له) : ألم يبلغني أنك جالست محمدا

وسمعت منه!- وجهي من وجهك حرام أن أكلمك- واستغلظ من اليمين- إن أنت

جلست إليه أو سمعت منه، أو لم تأته فتتفل في وجهه. ففعل ذلك عدو الله عقبة

بن أبي معيط لعنه الله. فأنزل الله تعالى فيهما: ويوم يعض الظالم على يديه

يقول يا ليتني اتخذت مع الرسول سبيلا 25: 27 ... إلى قوله تعالى: للإنسان

خذولا 25: 29.

ومشى أبي بن خلف إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم بعظم بال قد ارفت

، فقال: يا محمد، أنت تزعم أن الله يبعث هذا بعد ما أرم ، ثم فته

في يده ، ثم نفخه في الريح نحو رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقال

رسول الله صلى الله عليه وسلم: نعم، أنا أقول ذلك، يبعثه الله وإياك بعد ما

تكونان هكذا، ثم يدخلك الله النار. فأنزل الله تعالى فيه: وضرب لنا مثلا

ونسي خلقه قال: من يحي العظام وهي رميم، قل يحييها الذي أنشأها أول مرة وهو

بكل خلق عليم، الذي جعل لكم من الشجر الأخضر نارا، فإذا أنتم منه توقدون

36: 78- 80.

Türkçe Tercüme

Übey b. Halef ve Ukbe b. Ebî Muayt, ve Allah'ın onlar hakkında indirdiği ayetler

Übey b. Halef b. Vehb b. Huzâfe b. Cumah ile Ukbe b. Ebî Muayt, birbirleriyle samimi ve arası iyi olan iki dosttular. Ukbe, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına oturmuş ve ondan (bir şeyler) dinlemişti. Bu haber Übey'e ulaşınca, Übey Ukbe'ye gelip şöyle dedi: "Senin Muhammed'le oturup ondan bir şeyler dinlediğin haberi bana ulaşmadı mı? Eğer bunu yaptıysan yüzüm yüzüne haram olsun, seninle konuşmam!" Yeminini ağırlaştırarak dedi ki: "Eğer sen ona gidip oturur veya ondan bir şey dinlersen, yahut ona gidip yüzüne tükürmezsen (yemin kararımı bil)." Allah'ın düşmanı Ukbe b. Ebî Muayt -Allah ona lânet etsin- da bunu yaptı (gidip Peygamber'in yüzüne tükürdü).

Bunun üzerine Allah Teâlâ onlar hakkında şu ayeti indirdi: "O gün zalim, ellerini ısırarak: 'Keşke Peygamber'le birlikte bir yol tutsaydım! Yazıklar olsun bana, keşke falancayı dost edinmeseydim! Zikir bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Şeytan insanı yapayalnız ve yardımsız bırakandır' der." (Furkân, 25/27-29)

Übey b. Halef ise, çürümüş, ufalanmış bir kemik parçasıyla Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına geldi ve dedi ki: "Ey Muhammed! Sen, şu kemik kupkuru çürüdükten sonra Allah'ın onu diriltip yeniden dirilteceğini mi iddia ediyorsun?" Sonra kemiği elinde ufalayıp, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e doğru rüzgâra üfledi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Evet, ben bunu söylüyorum. Allah seni de onu da böyle (çürümüş) hale geldikten sonra diriltecek, sonra da seni ateşe sokacaktır."

Bunun üzerine Allah Teâlâ onun hakkında şu ayetleri indirdi: "Kendi yaratılışını unutup bize bir de misal getirdi: 'Çürümüş kemikleri kim diriltecek?' dedi. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecektir. O, her yaratmayı bilendir. O ki, size yeşil ağaçtan ateş çıkarmıştır; şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız." (Yâsîn, 36/78-80)

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.