KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(شعر أبي طالب في التعريض بالمطعم ومن خذله من بني عبد مناف) :

Ebu Talib'in Mut'im'e ve Abdümenaf oğullarından kendisini yalnız bırakanlara sitem eden şiiri

فقال أبو طالب عند ذلك، يعرض بالمطعم بن عدي، ويعم من خذله من بني عبد

مناف، ومن عاداه من قبائل قريش، ويذكر ما سألوه، وما تباعد من أمرهم:

ألا قل لعمرو والوليد ومطعم ... ألا ليت حظي من حياطتكم بكر

من الخور حبحاب كثير رغاؤه ... يرش على الساقين من بوله قطر

تخلف خلف الورد ليس بلاحق ... إذا ما علا الفيفاء قيل له وبر

أرى أخوينا من أبينا وأمنا ... إذا سئلا قالا إلى غيرنا الأمر

بلى لهما أمر ولكن تجرجما ... كما جرجمت من رأس ذي علق الصخر

أخص خصوصا عبد شمس ونوفلا ... هما نبذانا مثل ما ينبذ الجمر

هما أغمزا للقوم في أخويهما ... فقد أصبحا منهم أكفهما صفر

هما أشركا في المجد من لا أبا له ... من الناس إلا أن يرس له ذكر

وتيم ومخزوم وزهرة منهم ... وكانوا لنا مولى إذا بغى النصر

فو الله لا تنفك منا عداوة ... ولا منهم ما كان من نسلنا شفر

فقد سفهت أحلامهم وعقولهم ... وكانوا كجفر بئس ما صنعت جفر

قال ابن هشام: تركنا منها بيتين أقذع فيهما.

Türkçe Tercüme

(Ebu Talib'in Mut'im'e sitem ederek ve kendisini terk edenler hakkında söylediği şiir):

Ebu Talib bunun üzerine, Mut'im b. Adiy'i ima ederek, Abdumenaf oğullarından kendisini yalnız bırakanları ve Kureyş kabilelerinden kendisine düşmanlık edenleri de kastederek, onlardan istediklerini ve işlerinin nasıl uzaklaştığını anlatan şu şiiri söyledi:

"Söyle Amr'a, Velid'e ve Mut'im'e: Keşke sizin himayenizden payıma düşen, çok böğüren zayıf bir deve yavrusu olsaydı; bacaklarından idrarı damla damla akan.

Geride kalmış, yetişemeyen bir hayvan gibi; yüksek düzlüğe çıkınca ona 'yaban keçisi' denir.

Görüyorum ki babamızdan ve annemizden olan iki kardeşimiz, kendilerinden bir şey istendiğinde 'iş bizden başkasına aittir' diyorlar.

Hayır, iş onlarındır, fakat onlar (bizi) yuvarlayıp attılar; tıpkı Zû Alak dağının tepesinden kayaların yuvarlanıp atıldığı gibi.

Özellikle Abdüşems ve Nevfel'i kastediyorum; onlar bizi, közün fırlatılıp atıldığı gibi fırlatıp attılar.

Onlar, kavmi iki kardeşimize karşı kışkırttılar; şimdi onların yanında elleri boş kaldı.

Onlar, şerefte, babası bile belli olmayan, insanlar arasında adı ancak zorla anılan kimseleri bize ortak ettiler.

Teym, Mahzum ve Zühre de onlardandır; oysa zafer istendiğinde bizim müttefikimiz idiler.

Vallahi, bizden onlara karşı düşmanlık hiç eksik olmayacak, ne de onlardan bize karşı, soyumuzdan bir bıçak ağzı bile kalıncaya dek.

Onların akılları ve düşünceleri ahmaklaştı; kupkuru bir kuyu gibi oldular - ne kötü bir kuyu kazdılar."

İbn Hişam der ki: Bu şiirden, aşırı ağır ifadeler içeren iki beyti bıraktık.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.