KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(ما نزل في المستأذنين) :

(İzin isteyenler hakkında inenler):

قال ابن إسحاق: ثم قال تعالى: وإذا أنزلت سورة أن آمنوا بالله وجاهدوا مع

رسوله استأذنك أولوا الطول منهم 9: 86، وكان ابن أبي من أولئك، فنعى الله

ذلك عليه، وذكره منه، ثم قال تعالى: لكن الرسول والذين آمنوا معه جاهدوا

بأموالهم وأنفسهم، وأولئك لهم الخيرات وأولئك هم المفلحون. أعد الله لهم

جنات تجري من

تحتها الأنهار خالدين فيها. ذلك الفوز العظيم. وجاء المعذرون من الأعراب

ليؤذن لهم، وقعد الذين كذبوا الله ورسوله 9: 88- 90 ... إلى آخر القصة.

وكان المعذرون، فيما بلغني نفرا من بني غفار، منهم خفاف بن أيماء بن رحضة،

تم كانت القصة لأهل العذر، حتى انتهى إلى قوله: ولا على الذين إذا ما أتوك

لتحملهم، قلت لا أجد ما أحملكم عليه تولوا وأعينهم تفيض من الدمع حزنا ألا

يجدوا ما ينفقون 9: 92 وهم البكاءون.

ثم قال تعالى: إنما السبيل على الذين يستأذنونك وهم أغنياء، رضوا بأن

يكونوا مع الخوالف، وطبع الله على قلوبهم فهم لا يعلمون 9: 93 والخوالف:

النساء. ثم ذكر حلفهم للمسلمين واعتذارهم، فقال: فأعرضوا عنهم 9: 95، إلى

قوله تعالى: فإن ترضوا عنهم فإن الله لا يرضى عن القوم الفاسقين 9: 96.

Türkçe Tercüme

(İzin İsteyenler Hakkında İnen Ayetler)

İbn İshak dedi ki: Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Bir sûre indirilip Allah'a iman edin ve Rasûlü ile birlikte cihad edin denildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler" (Tevbe, 9:86). İbn Übey de bunlardan biriydi. Allah bunu ona karşı bir kusur olarak zikretti ve bunu ondan bahisle andı.

Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Fakat Rasûl ve onunla birlikte iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte hayırlar onlarındır ve işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Allah onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırladı, orada ebedî kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur. Bedevîlerden mazeret beyan edenler de, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Rasûlü'ne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar" (Tevbe, 9:88-90)... kıssanın sonuna kadar.

Bana ulaştığına göre, mazeret beyan edenler Benî Gıfar'dan bir gruptu; içlerinde Hufâf b. Eymâ b. Rahda de vardı. Bu kıssa, mazereti olanlar hakkında şu ayete kadar sürdü: "Kendilerini bindirip savaşa götürmen için sana geldiklerinde, 'Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum' dediğimde, harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş dökerek geri dönenlere de bir günah yoktur" (Tevbe, 9:92). Bunlar ağlayanlardı.

Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenler üzerinedir. Onlar geride kalan kadınlarla birlikte olmaya razı oldular. Allah onların kalplerini mühürledi, artık onlar bilmezler" (Tevbe, 9:93). "Havâlif" kelimesi kadınlar demektir.

Sonra Allah, onların Müslümanlara yaptıkları yeminlerini ve özürlerini zikrederek şöyle buyurdu: "Onlardan yüz çevirin" (Tevbe, 9:95), ta ki şu ayete kadar: "Eğer siz onlardan razı olsanız da, Allah fasık topluluktan razı olmaz" (Tevbe, 9:96).

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.