KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(تحريض الرهط لهم ثم محاولتهم الصلح) :

Kabilenin onları kışkırtması, ardından barış girişiminde bulunmaları

وقد كان رهط من بني عوف بن الخزرج، منهم (عدو الله) عبد الله بن أبي

ابن سلول (و ) وديعة ومالك بن أبي قوقل، وسويد وداعس، قد بعثوا إلى بني

النضير: أن اثبتوا وتمنعوا، فإنا لن نسلمكم، إن قوتلتم قاتلنا معكم،

وإن أخرجتم خرجنا معكم، فتربصوا ذلك من نصرهم، فلم يفعلوا، وقذف الله في

قلوبهم الرعب، وسألوا رسول الله صلى الله عليه وسلم أن يجليهم ويكف عن

دمائهم، على أن لهم ما حملت الإبل من أموالهم إلا الحلقة ، ففعل.

فاحتملوا من أموالهم ما استقلت به الإبل، فكان الرجل منهم يهدم بيته عن

نجاف بابه، فيضعه على ظهر بعيره فينطلق به. فخرجوا إلى خيبر، ومنهم من

سار إلى الشام.

Türkçe Tercüme

Bir grup Benî Avf b. Hazrec'ten kimseler -ki bunların arasında Allah'ın düşmanı Abdullah b. Übey b. Selûl, Vedîa, Mâlik b. Ebî Kavkal, Süveyd ve Dâas da vardı- Benî Nadîr'e haber göndererek: "Yerinizde direnin ve karşı koyun, biz sizi asla teslim etmeyeceğiz; eğer savaşa tutuşulursanız sizinle birlikte savaşırız, eğer yurdunuzdan çıkarılırsanız sizinle birlikte çıkarız" dediler. Benî Nadîr de bu yardımı bekleyip durdu, fakat onlar bu vaadlerini yerine getirmediler. Allah kalplerine korku düşürdü. Bunun üzerine Benî Nadîr, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den kendilerini sürgün etmesini ve kanlarına dokunmamasını istediler; buna karşılık, silah dışında develerin taşıyabileceği kadar mallarının kendilerine ait olmasını şart koştular. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de bunu kabul etti.

Böylece mallarından develerin kaldırabildiği kadarını yüklendiler. İçlerinden biri, evini kapısının pervazına varıncaya kadar yıkar, sonra devesinin sırtına yükleyip yola koyulurdu. Kimi Hayber'e, kimi de Şam'a doğru yola çıktı.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.