(شعر حسان، في بكاء حمزة)
Hassân'ın Hamza'ya ağıt olarak söylediği şiir
قال ابن إسحاق: وقال حسان بن ثابت أيضا يبكي حمزة بن عبد المطلب:
أتعرف الدار عفا رسمها ... بعدك صوب المسبل الهاطل
بين السراديح فأدمانة ... فمدفع الروحاء في حائل
ساءلتها عن ذاك فاستعجمت ... لم تدر ما مرجوعة السائل؟
دع عنك دارا قد عفا رسمها ... وابك على حمزة ذي النائل
المالئ الشيزى إذا أعصفت ... غبراء في ذي الشبم الماحل
والتارك القرن لدى لبدة ... يعثر في ذي الخرص الذابل
واللابس الخيل إذ أجحمت ... كالليث في غابته الباسل
أبيض في الذروة من هاشم ... لم يمر دون الحق بالباطل
مال شهيدا بين أسيافكم ... شلت يدا وحشي من قاتل
أي امرئ غادر في ألة ... مطرورة مارنة العامل
أظلمت الأرض لفقدانه ... واسود نور القمر الناصل
صلى عليه الله في جنة ... عالية مكرمة الداخل
كنا نرى حمزة حرزا لنا ... في كل أمر نابنا نازل
وكان في الإسلام ذا تدرأ ... يكفيك فقد القاعد الخاذل
لا تفرحي يا هند واستحلبي ... دمعا وأذري عبرة الثاكل
وابكي على عتبة إذ قطه ... بالسيف تحت الرهج الجائل
إذا خر في مشيخة منكم ... من كل عات قلته جاهل
أرداهم حمزة في أسرة ... يمشون تحت الحلق الفاضل
غداة جبريل وزير له ... نعم وزير الفارس الحامل
Türkçe Tercüme
(Hassan'ın şiiri, Hamza'nın ölümüne ağıt)
İbn İshak dedi ki: Hassan bin Sabit, Hamza bin Abdulmuttalib için ağlayarak şöyle de dedi:
Yurdu tanır mısın, izleri silindi mi senden sonra, dökülen yağmurun sağanağıyla mı?
Serâdih ile Edmâne arasında, Ravhâ'nın aktığı Hâil'de mi kaldı?
Ona sorup durdum, ama sessiz kaldı, susan bir şeyin sorana ne cevabı olur ki?
Bırak artık izleri silinmiş yurdu, ağla bağış sahibi Hamza'ya.
Kurak yıllarda tozlu rüzgâr estiğinde şizâ kâselerini dolduran,
Aslan yavrusunun yanında rakibini yere seren, o kırılgan mızrağa takılıp düşüren,
Savaş kızıştığında ormanındaki yiğit aslan gibi zırhını kuşanan,
Hâşim'in en yüce zirvesinden, hakkın önünde batılla asla yürümeyen aydınlık yüzlü kişi.
Kılıçlarınızın arasında şehid olarak düştü; kurusun o katilin elleri, Vahşi'nin!
Ne yiğit adamdı o, keskin, ince demirli, düzgün saplı mızrakla vurulmuş olan.
Onun yokluğuyla yeryüzü karardı, solgun ayın ışığı bile karardı.
Allah ona, yüce ve şerefli girenlere mahsus cennette rahmet eylesin.
Bizim için Hamza her başımıza gelen işte bir sığınaktı.
İslam'da güçlü bir kalkandı; onun yokluğu, oturup yardım etmeyenlerin yerini asla dolduramaz.
Sevinme ey Hind, gözyaşını sağmalı, döksün yaslı kadının gözyaşlarını.
Utbe için ağla, kılıçla parçalandığı, dönen toz bulutunun altında düştüğü için.
Sizden ne zaman bir yaşlı, azgın ve cahil biri düşse,
Hamza onları bir grup halinde yere serdi; onlar üstün zırhların altında yürüyorlardı.
O sabah Cebrail onun vezириydi; ne güzel bir vezirdi, o yüklü süvarinin!
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.