KURAN KATİBİ
← Siyer

7. İlk Vahiy: Hira (610)

Kırk yaşına yaklaşırken Efendimizin gönlünde yalnızlık sevgisi yaratıldı. Azığını alıp Mekke'ye yakın Nur Dağı'ndaki Hira mağarasına çekiliyor, günlerce tefekkür ediyor, İbrahim'in dini üzere ibadetle meşgul oluyordu. Gördüğü rüyalar sabah aydınlığı gibi aynen çıkıyordu.

Ramazan ayının bir gecesi, Kadir gecesinde, vahiy meleği Cebrail Aleyhisselam geldi ve 'Oku!' dedi. Efendimiz 'Ben okuma bilmem' diye karşılık verdi. Melek onu tutup kucakladı, takati kesilinceye kadar sıktı ve tekrar 'Oku!' dedi. Bu üç kez tekrarlandıktan sonra Alak Suresi'nin ilk ayetleri indi: 'Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir; kalemle öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.'

Efendimiz kalbi titreyerek evine döndü; 'Beni örtün, beni örtün!' buyurdu. Sükunet bulunca yaşadıklarını Hatice'ye anlattı ve 'Kendimden korktum' dedi. Hatice validemizin cevabı, onun nasıl bir insanla evli olduğunu bildiğini gösterir: 'Asla! Vallahi Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Çünkü sen akrabayı gözetir, doğru söyler, acizin yükünü taşır, yoksula kazandırır, misafiri ağırlar, hak yolunda başa gelenlere yardım edersin.' Sonra onu, Tevrat ve İncil'i bilen amcazadesi Varaka bin Nevfel'e götürdü. Varaka, 'Bu, Musa'ya gelen Namus'tur (Cebrail'dir). Keşke kavmin seni çıkaracağı gün genç olsaydım da sana yardım etseydim' dedi. Vahiy kapısı açılmış, son peygamberlik başlamıştı.